Uzay Kafes Tarihçesi

 

Deniz kabuklularının sahip olduğu hayranlık verici şekil Dr. Max Mengeringhausen'i yapı teknolojilerinde yepyeni bir sistemi keşfetmeye teşvik etmiştir. Çubuk ve düğümlerden tasarlanarak geliştirilen sistem; Dr. Max Mengeringhausen'in deniz kabuklusunda hayran kaldığı logoritmik heliks büyümenin bir etkisi gibi yapılarda büyük açıklık geçebilen sistemler için devrimsel bir değişim ve hayranlık yaratmıştır. Mimar Sinan Edirne'deki Selimiye Camii'nin üç merdivenli minarelerinde heliks eğrisinin en güzel uygulamalarından birini göstermiştir.

 

Heliks, sarmaşık bitkisinin ağaca tırmanırken çizdiği eğridir. Bu eğri, bir yüksekliği en kısa mesafede tırmanma problemini çözer. Bunun içindir ki Mimar Sinan Edirne'deki Selimiye Camii'nin üç merdivenli minarelerinde heliks eğrisinin en güzel uygulamalarından birini göstermiştir. Sinan, minareleri hem üçer şerefeli, hem de olabildiğince ince yapmak istiyordu. Ayrı merdivenleri kullanan kişiler de birbirini görmeyecekti. Böyle bir projeyi düşünmek bile cüret isterdi. (Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası, 1996)


Dr. Max Mengeringhausen uzay kafes sistemleri geliştirmiş ve 1940'lı yıllarda yapılarda kullanmıştır.
Mengeringhausen "Bauhaus" ekolü ile ortaya çıkan mimaride berraklık, güzellik ve işlevselliğin en güzel örneğini uzay kafes sistemlerini geliştirerek ortaya koymuştur.

Mengeringhausen 1919 yılında Weimar'da kurulan "Bauhaus" ile yakın bir ilişki içindeydi. 1925 yılında Wassily Kandinsky, Lyonel Feininger, Paul Klee gibi sanatçıların yaşadığı Dessau'ya yerleşti. I. Dünya Savaşından sonra Walter Gropius ve Mies Van Der Rohe tarafından yönetilen "Bauhaus" mimari ve ev dekorasyonu konusunda yeniden yapılanmanın öncüleri oldular.

 

Uzay kafes sistemleri gerekli tasarım ve mühendislik hesapları yapıldığında her yükü taşıyabilir. Resimde görüldüğü gibi sürekli ve hareketli yüklerin olduğu köprüde taşıyıcı sistem olarak uzay kafes seçilmiştir.

 

 


Bauhaus'un kurucusu olan Gropius, Mengeringhausen'i 1930 yılında "Siemensstadt Konut Alanı" projesinde ekip yöneticisi yapmış ve proje için şu ilkesini benimsetmiştir: "Bizim zamanımızın mimarisinde gerçekleşen büyük değişimleri gösterebilmek için yeni bir yol bulunmalıdır." Bauhaus'un ortaya koyduğu fikir berraklık, güzellik ve işlevselliğin birleşmesidir. Bu anlayış içinde bulunan ve çalışan Mengeringhausen daha sonraki yıllarda geliştirdiği çubuk / düğüm sistemler için Gropius'a minnet borçludur diyebiliriz.
Mengeringhausen'in geliştirdiği çubuk / düğüm (uzay kafes) sistem ile ilk yapılar 1942 yılında yapılmıştır. Çubuk / düğüm sistemler kısa zamanda büyük programlar içinde endüstriyel şekilde üretilen sistemler olmuşlardır.
Uzay kafes taşıyıcı sistemlerin birim elemanı, altı çubuk ve dört düğüm noktasından oluşan bir dörtyüzlüdür. 'Böyle bir dörtyüzlü her biri aynı düzlem içinde bulunmayan üç çubukla kolaylıkla büyütülebilmektedir. Çubuk birleşimleri, montajda çeşitli kolaylılar sağlayan patentli düğüm noktası elemanları ile yapılmaktadırlar.
Çok yüzlü (polyheral) strüktürün üç yönlü versiyonunu planör uçakların kanatlarında kiriş sistemi olarak 1907'de kullanan Alexander Graham Bell sistemin ortaya çıkmasında öncü olmuştur. 1940'lı yıllarda ise Dr. Max Mengeringhausen bu sistemi geliştirerek uzay kafes sistemlerin yapılarda kullanımını başlatmıştır.
 


Çok yüzlü taşıyıcı strüktürün üç yönlü versiyonunu Alexander Graham Bell (1876- telefonun kaşifi) 1907 yılında planör uçak kanatlarında kullanarak bu sistemin gelişiminde öncülük etmiştir.
Resimde Bell'in uçan yüzük projesi gözükmektedir. (Bell resimde sağ başta)