Hafif Çelik Tarihçesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapısal çeliğin inşaat sektöründe kullanımı, Avrupa'da özellikle İngiltere'de 18.
yüzyıl sonlarında, ABD de 19. yy ortalarına doğru başlamıştır.
2. Dünya Savası’ nın ardından çelik üreticilerinin elinde bol miktarda çelik
bulunması, savasın etkisiyle büyüyen kapasitelerini konut üretimine
yönlendirmelerine yol açmıştır.
1980’ lere gelindiğinde, gerek hafif çelik endüstrisindeki ilerlemeler ve gerekse
ağaç fiyatındaki artış, hafif çelik konutlarda talep patlaması yaratmıştır

Çeliğin depreme, yangına ve rüzgara karsı dayanıklı olması, Fire ve kayıpların çok az olması, üretimi ve montajının çok hızlı olması, çevre dostu olması, geri dönüşüm oranının diğer malzemelere göre daha çok olması, teknolojik gelişmeler ile işlenile bilirliğinin çok artması, maliyetlerin düşük, güvenirliğin çok yüksek olması bu sistemin 21. yüzyılın sistemi olacağını göstermiştir.
 

Hafif Çelik Yapı Sisteminin Dünyadaki Durumu

 

Hafif çelik sistemli yapıların yaygın olarak
kullanıldığı ülker,
Amerika, Avusturalya, İskandinav ülkeleri
İngiltere, Almanya, Fransa, Danimarka,
Kanada,Japonya, Çin, Yeni Zellenda,
Hindistan gibi ülkeleri sayabiliriz.
 

 

Çelik yapıların önemi ve gerekliliği, özellikle kamu binalarının çelik olarak inşa edilmesinin önemi, 1999 Marmara depreminden sonra vurgulanmaya başlanmıştır. Konut sektöründe ise az katlı yapılara yönelimle gündeme gelen hafif çelik sistemler, 2000 yılından bu yana Türkiye’ de inşa edilmeye başlamıştır.
% 0,5 oranındaki yapı stoğu ile, henüz isin baslarında olmasına rağmen, çelik yapılara olan talebin artması ve az katlı konut pazarının sürekli genişlemesi sonucunda, yakın gelecekte hafif çelik yapı sisteminin Türkiye inşaat sektöründeki yerini sağlamlaştıracağı öngörülmektedir
 

 

Avantajları

 

Çelik profiller homojen, izotop olmalarının yanı sıra, yüksek rijitlik ve Yüksek düktilite özelliklerine sahiptirler.
İnce cidarlı çelik elemanlarla oluşturulan yapılar, “yük tasıma kapasitesi /
Zati ağırlık” oranının yüksek olması nedeniyle diğer yapı türlerine göre
Depremden daha az etkilenmektedir.
Sıcakta çinko galvanizleme metoduyla elde edilen korozyon dayanımı
(çinko kullanımı çift yüzey için 245–275 gr/m2), uzun yıllar boyunca
Yapının çevresel faktörlerden etkilenmesini önler.
Çoğunlukla vidalı birleşimlerin tercih edildiği hafif çelik yapılar;
birleşim noktalarında insan faktörü taşımayan yöntemler kullanılması
sayesinde, yapılan tasarım sonucunda bulunan hesap değerlerinin birebir
sağlandığı ve uygulandığı yapılardır. Bu şekilde uygulama hatalarından
bağımsız yapılar elde edilebilmektedir

Atmosferik koşullar, yapı inşaatı için engel teşkil etmez. İnsanın
çalışabildiği her türlü hava koşulunda inşaat yapılabilir ve yapı yağmur,
don, sıcak gibi olaylardan etkilenmez.
Mimari tasarıma uygun olacak şekilde istenen boyda profil üretilebilmesi
sonucunda zayiatsız ve en az ekle konstrüksiyon oluşturulur.
Çeliğin geri dönüşüm özelliği sayesinde, ömrünü doldurup yıkılan
binalardan arda kalan çelik malzeme, dönüştürülerek tekrar
kullanılmaktadır. Böylece yapılar yıkıldıktan sonra bile hammadde
Olarak kullanılmakta, ülke ekonomisi ve çevre daha az zarar
görmektedir.
Uygulamada herhangi bir şekilde kalıp kullanılmadığından ölü malzeme
maliyeti yoktur. Ayrıca üretim esnasında tesisat geçişlerine ait delikler
açılabildiğinden elektrik tesisatı, sıhhi ve kalorifer tesisatı geçişlerinde
işgücü ve zamandan tasarruf söz konusudur.